DEFTER: ŞEYLERİN TANZİMİ IV
3639
post-template-default,single,single-post,postid-3639,single-format-standard,theme-stockholm,qode-social-login-1.1.2,qode-restaurant-1.1.1,stockholm-core-1.0.8,woocommerce-no-js,select-theme-ver-5.1.5,ajax_fade,page_not_loaded,vertical_menu_enabled,paspartu_enabled,menu-animation-line-through,side_area_uncovered,wpb-js-composer js-comp-ver-6.0.2,vc_responsive

DEFTER: ŞEYLERİN TANZİMİ IV

BAZI OKUMALAR,

ALINTILAR

VE YANLARINA İLİŞTİRİLMEMİŞ ABSÜRD, ARAK ÇİZİMLER




YAN DEĞİNİLER, Ludwig WITTGENSTEIN

Wittgenstein, L.. (1999). Yan Değiniler (Çeviren: Oruç Aruoba). İstanbul: Altıkırkbeş.


“Aslında kalemimle düşünüyorum ben, çünkü kafam, elimin ne yazacağını çoğunlukla hiç bilmiyor” (Wittgeinstein, 1999, s.19).

“Sanatın eski günlerinde
İşlerdi yapıcılar özenle
Her küçük, görünmez köşeyi
Çünkü tanrılar her yerde”
Henry W. Longfellow (1807-1882) (Aktaran: Age, s.29).

“İnsanlar bugün, bilim adamlarının kendilerine bir şeyler öğretmek için; şairlerin, müzisyenlerin vb. ise hoşça vakit geçirtmek için var olduklarını sanıyorlar. Berikilerin kendilerine öğretecek bir şeyleri olduğu akıllarına hiç gelmiyor” (Age, s.31).

“Sevilmeye, hayran olunmamaya çalış” (Age, s.33).

“Flightless Bird, American Mouth” by Iron & Wine

ÖLÜMLÜ NESNELER, Jose SARAMAGO

Saramago, J. (2015). Ölümlü Nesneler (Çeviren: Emrah İmre). İstanbul: Kırmızı Kedi.


“… Hazır lafı açılmışken, ey evcimen ve yumuşak başlı, buyruğun dozunu kaçırmayan, ayık, dürüst ve Katolik oldukları müddetçe işsizlerin yardımına koşan, çile küpü, çok sevilen ama çok da bok atılan, ortalıkta elmalar, yılanlar yokken bile kendi ayağına takılıp düşen bir adam olan Adem’in gölgesinde kalan Havva, neredesin sen, mutfakta mı oyalanıyorsun, telefonda Meryem’in kızlarına, kutsal kalbin kölelerine veya Azize Zita’nın beslemelerine laf mı yetiştiriyorsun, sırf su harcamış olmak için saksıdaki begonyaları mı suluyorsun, başka işlere mi bulaşıyorsun, kendini kraliçe arı zannedip işleri ağırdan mı anlıyorsun, ağırdan almadığın işleri kime yüklüyorsun?” (Saramago, 2015, s.22-23).

“Mikrokozmos, makrokozmos, düşünmemizi sağlayan üç milimetrelik korteks ve nefes almamızı sağlayan birkaç kilometrelik atmosfer arasındaki esrarengiz benzerliğe dikkat edelim lütfen; kimisi dikkate alınmayacak kadar minik, kimiyse kainatla karşılaştırılabilecek büyüklükte olmasa bile, dünyadan büyüktür” (Age, s.29).

“Başlangıçta, demeden önce her şeyin bir başlangıcı olması gerekir diye belirtmek gerek, zira bu en başta ortaya çıkan başlangıcın asla ayrılamadığı bitiş noktası ki ‘ayrılamadığı’ demek ‘ayrılmak istemediği’ veya ‘ayrılmaması gerektiği’ demek değildir, aslında ayrılamayış kavramının duru bir örneğidir. Çünkü böyle bir ayrılış gerçekleştiği taktirde evrenin başımıza yıkılacağı herkes tarafından bilinir, ne de olsa evren kırılgan bir yapıdadır ve devamlılık kavramı üstüne oturtulmuş çözümleri kaldırmaz” (Age, s.47).

Zeytinyağlı el kremi çabası

SEÇME MEKTUP VE ŞİİRLER, Rainer Maria RILKE

Rilke, R. M. (1994). Seçme Mektup ve Şiirler (Derleyen: Melahat Togar). İstanbul: Cem Yayınevi.


“… Yakmakla daha demin kendisine bir yardımda bulunduğum lamba bile oralı olmuyordur” (Rilke, 1994, s.45).

MALTE LAURUDS BRIGGE’NIN NOTLARI

“Mümkün müdür? Bütün dünya tarihi yanlış anlaşılmış olsun? Mümkün müdür, ölen yabancıdan bahsedecek yerde, etrafına üşüşen kalabalığı anlatır gibi, daima yığınların lafı edildiği için, geçmiş yanlış olsun?
Evet, mümkündür.

Mümkün müdür? İnsanlar doğmadan önce geçen şeyleri tekrar yaşamak zorunda olduklarını sansınlar? Mümkün müdür, her birine kendinden önceki insanlardan geldiğini hatırlatmak gereksin ve herkes bunu bilsin de başka türlü söyleyenleri dediklerin kanmasın?
Evet, mümkündür.

Mümkün müdür? Bütün bu insanlar, asla var olmamış bir geçmişi tamamen bilsinler? Mümkün müdür, bütün hakikatler, onlar için bir şey olmasın? Mümkün müdür, hayatları, boş odalardaki saat gibi her şeyden kesilmiş geçsin?
Evet, mümkündür.

Mümkün müdür? “Tanrı” diyen ve Tanrının ortak bir şey olduğunu sanan insanlar bulunsun? Okul çağında iki çocuk düşünelim; biri bir çakı satın alsın, arkadaşı da aynı günde, bu çakıya tıpatıp benzeyen bir başka çakı satın alsın. Aradan bir hafta geçsin, iki öğrenci çakılarını birbirlerin göstersinler. Şimdi ancak pek uzak bir benzerlik vardır çakılar arasında, başka başka ellerde çakılar ne kadar değişmiştir. (çocuklardan birinin annesi şöyle der hatta: sizin elinizde zaten ne sağlam kalır ki…) Evet, evet: insanın bir Tanrı’sı olsun da kullanmasın, mümkün müdür?
Evet, mümkündür” (Age, s.41-42).

Olabilir mi böyle bir şey?

DENEMELER, Michel Eyquem De MONTAIGNE

Montaigne, M. E. (1991). Denemeler (Çeviren: Sabahattin Eyüboğlu) . İstanbul: Cem Yayınevi.


AMERİKA’NIN BULUNUŞU (s.68-72)

“…onlarsa bir aynanın ya da bıçağın mucizeli parıltısına karşılık avuç dolusu altın ve inci vermeye can atıyorlar”. (Montaigne, 1991).


SİHİRBAZ OZ, Lyman Frank BAUM

Baum, L. F.. (1990). Sihirbaz Oz (Çeviren: Hale Kuntay). İstanbul: Can Yayınları.


Frank L. Baum’un, Sihirbaz Oz / Oz Büyücüsü adlı kült romanındaki ana karakter bir kasırga sonrası kendini fantastik bir dünyada bulur ve evine geri dönebilmek için arkadaşlarıyla için bir dizi maceraya atılır. Bunlardan bir tanesi porselenden yapılmış bir ülkede geçer. Her şeyin porselenden olduğu bu ülkenin prensesi karşısında büyülenen Dorothy ve prenses ile aşağıdaki diyalog gerçekleşir:


“Dorothy: … Ama sen o kadar güzel, o kadar güzelsin ki, seni yanıma alıp Kansas’a götürmek isterdim. Bir sepetin içine yerleştirir, öyle taşırdım seni. Eve varınca da Em Teyze seni ocağın üzerindeki rafa koyardı.


Porselen Prenses: O zaman da ben çok mutsuz olurdum. Biz burada herkesten uzak yaşamaktayız. Burada dilediğimiz gibi konuşuyor, dilediğimiz gibi de hareket edebiliyoruz. İçimizden birini birisi alıp götürecek olursa, o zaman sesimiz çıkmıyor ve hareket edemiyoruz. Öylece donakalıyor ve bir şekil olarak yaşıyoruz. Görenler de ne kadar güzel diyorlar. Daha fazlasını da kimse bizden zaten beklemiyor. Bu nedenle lütfen ülkemde kalmak istememe anlayış gösterin!” (Baum, 1990, s.162-166).

from sofa to a single armchair

THE BEAUTY OF EVERYDAY THINGS, Sonetsu YANAGI

Yanagi, S. (2018). The Beauty of Everyday Things (Translator: Michael Brase). UK Penguin Books.


“Rather than the craft object finding the most suitable material, it can be said that the material finds the right object” (Yanagi, 2018, p.40).

“The natural environment, raw materials, and production, these three are in separable. When they are as one, the resultant craftwares will be natural and free-flowing, for they are the products of nature” (Ibid, p.40).

“Look. Oh, look.
All is clear, openly revealed.
This countenance, this mien”

(Ibid, p.64)

No Comments

Post a Comment