DEFTER: ŞEYLERİN TANZİMİ II
3559
post-template-default,single,single-post,postid-3559,single-format-standard,theme-stockholm,qode-social-login-1.1.2,qode-restaurant-1.1.1,stockholm-core-1.0.8,woocommerce-no-js,select-theme-ver-5.1.5,ajax_fade,page_not_loaded,vertical_menu_enabled,paspartu_enabled,menu-animation-line-through,side_area_uncovered,wpb-js-composer js-comp-ver-6.0.2,vc_responsive

DEFTER: ŞEYLERİN TANZİMİ II

BAZI ÇİZGİ DİZİLER,

ALINTILAR

VE YANLARINA İLİŞTİRİLMİŞ ABSÜRD, ARAK ÇİZİMLER




THE MIDNIGHT GOSPEL , Duncan TRUSSELL

Sezon 1, Bölüm 5: “Sevincin Yokoluşu”


Clancy: Vay, orası ne öyle?

Bilgisayar: Eyvah, görmemeniz gerekiyordu. Orası benim Asi Simülasyon Varlıkları için ruh hapishanem.

Clancy: Bu da ne demek yahu?

Bilgisayar: Varoluşsal kaygıya öfkelenip, kendi dilini koparan bozuk sim dolu bir kule.

Clancy: Ne? Evet. Yolla beni. Kulağa harika geliyor. Canım yanmayacak değil mi?

Bilgisayar: Ruh hapisanesinde ölemezsin. Sadece yeniden doğabilirsin.

Clancy: İyiymiş, yolla beni.

Clancy: Merhaba! Müzik çalarım. Aslında çalmam. Yani adım Clancy. Uzay yayıncısıyım. Uzay yayınım için röportaj vermek ister misiniz?

Jason Louv: 3 yıl kadar önce dilini ısırıp kopardı. Ama benimle görüşebilirsin. Onun ruh kuşuyum.

Clancy: Tamam.

Jason Louv: Ruh kuşu diyoruz ama spesifik olmak gerekirse bir tür ruh rehberiyim ya da bir çoban aldatan.

Clancy: Ne?

JL: Bu, ruh hapishanesinin varoluşsal tuzağı. Bu Bardo döngüsüydü. Benimkinin ruh sicimine dolandınız. Bob’un her ölüşünde siz de geleceksiniz galiba. Bu arada benim adım Jason.

C: Benim adım Clancy, tanıştığıma memnun oldum Jason.

JL: İkimiz burada bunu tartışmasaydık ve çoklu evrendeki herkes dinlemeseydi bu an olmayacaktı, değil mi? Siz, yani seyirciler ve sen, Clancy, yani sunucu… ve bunu duyabilen milyonlarca kişi olmasa bu an var olmazdı. Dolayısıyla benim şu an konuşmam bir işlev değil… Şu an bir rol oynuyorum… Bir Hindu teorisi. İndra’nın ağı. Yani kavram şu: dünyadaki tüm bilinçler birbirine bağlı. Bunu sonsuzlukta parlak mavi bir ağ gibi düşün.

C: Yorgan gibi mi?

JL: Hayır balık ağı gibi. Hindu görüşüne göre önemli olan düğümlerdir. Ağdaki noktalar. Çizgiler arası bağlantılar ise bilinçlerdir. Atmanlardır. Atman bilinçlidir. Bilincin kendisidir. Her bireysel bilinç Tanrıdır. Ve kendince bütünlüktür.

C: Kelebeğin ruhu gibi… Şey gibi… Tek hücreli bir organizmanın ruhu. Dalai Lama’nın ruhunun yanında bir bakteri gibi. Henüz temasa geçmediğimiz hiper akıllı bir şeyin ruhu… Tanrıların bizzat kendisi.

JL: Evet.

C: Sanki her ruh güneşten çıkan bir foton.

JL: Doğru. Buddha, İndra’nın Ağı’na bakar. Topografi temelde aynıdır. Ama “önemli olan düğümler değil bağlantılardır” der… Yani Buddha’nın teşhisi bu. Varolduğumuzu sanıyor, o yüzden de acı çekiyor gibiyiz.

C: Pardon. Varız, ve yüzden mi acı çekiyoruz?

JL: Gerçeklik konusunda özden doğru bir şey var sanıyoruz. Elindeki tek şey, ayrı bir benlik olduğun yanılsaması çünkü bu, ağın birleştirdiği bir nokta. En önemli ayrım, bunun nihilizm olmadığı. “Hiçbir şey gerçek değil” değil. Her şeyin doğuştan gelen nitelikten yoksun olduğu düşüncesi. Yani karşı özcülük (non-essentialism). Öz ve hakiki bir Clancy yok. Öz ve hakiki bir Jason yok. Hiç bir şeyin özü yok. Tibetli Budistler saf ışık der buna. Her şeyin temel varoluşsuzluğunu anlamak. Bunu hayatıma uygulamak istedim, DMT’yi deneyimlediğim gibi

Ölüm aslında büyük bir orgazm. Benlikten vazgeçiş. Belli ki benlik diye bir şey yok ve benlik aynı zamanda bir yük ve ızdırap kaynağı.



No Comments

Post a Comment